Wednesday, November 25, 2009

Pamuk Prenses, Kulkedisi ve Digerleri


Resim: NY Times

Sabah radyoda duyduguma gore Disney yeni bir film yapmis: Princess and the Frog. Bu filmin ozelligi prenses karakterinin siyah olusu. Boylece ilk defa Disney'nin prensesler serisine Afrikali-Amerikali bir karakter dahil olmus oluyor. Yine ayni haberden ogrendigime gore film daha vizyona girmeden cesitli urunleri (oyuncaklari, elbiseleri, kitaplari, yan karakterleri, kozmetik malzemeleri) Disney dukkanlarinda satisa sunulmus. Hatta insanlar dukkanlarin kapilari acilmadan saatler evvet siraya girmis bu urunleri alabilmek icin. Roportaj yapilan veliler, "en sonunda kizlarimizin kendilerine benzeyen bebeklerle oynayabilmesi cok guzel" diyorlardi. Hatta bazilari "bu karakterleri alarak Disney'e mesaj gonderiyoruz" diyorlardi. Disney da sanki bunu gercekten cokirklilik, cokkulturluluk misyonuna katkida bulunmak icin yapiyordu. Boyle buyuk kurumlar arkasinda deli gibi para olacagini gormeseler bu islere girerler mi? Ayrica da zamanida irkciligin alasini yapmis Disney'nin kasasina bu paralari gondermek akillica midir?
Butun bunlar bir yana, kiz cocuklarinin kendilerini prenses gibi gormelerini neden arzu edelim mi?



Resim

Bu haber bana bir kac sene evvel okudugum ama hala cok hosuma giden su yaziyi hatirlatti. Biraz uzunca, Ingilizce bir yazi ama mutlaka okumaya deger.
Yazar, Peggy Orenstein, uc yasindaki kizi ile disciye gidisini anlatarak basliyor. Disci, 3 yasindaki kiza dis tedavisini sevdirmek icin disci koltugunu gosterip, "prenses tahtina oturmak ister misin?" diye soruyor. Bunun uzerine zaten her yerde prenses bombardimanina ugrayan feminist yazarin sigortalari atiyor ve disciye cikisiyor: "1950 degil, 2006 yilindayiz! Butun kucuk kizlarin illa prenses olmasi mi gerekiyor!?!" Tabi bu konusmaya sahit olan kizi soruyor: "Neden bu kadar kizdin anne? Prenses olmanin nesi var?"
Yazar bu anekdotla basladigi yaziya "Prenses" konseptinin nasil patlama yaptigini anlatarak devam ediyor. Disney prenseslerine 2001 yilinda Mattel'in de Barbie prensesleri cikarak katilmasiyla, Kendini carkini donduren kocaman bir endustriye donusmus durumda prenses piyasasi.
Yazarin derdi nedir peki prenses muessesesi ile? Bu konu cocuklarimiza ne cesit rol modelleri gosterdigimizle ilgili. Sadece kiyafetlerle, aksesuarlarla ve zengin bir prensle tanisip evlenmek hayaliyle yasayan prensesler kiz cocuklari icin nasil bir rol modeli olabilir? Dogru, prenses oyunlari oynamanin cocuklarin oz guveni ya da gelecekte secmek istedikleri meslek uzerinde etkili oldugunu gosteren hicbir arastirma yok ama bir yandan da prensesler "hicbir sey yapmiyorlar!"
Ayrica prenseslerle baslayan kiz-erkek ayrimi yavas yavas her turlu urune yayiliyor. Mesela kiz cocuklari icin yatak takimi bakan yazar sadece cicekli, kalpli desenler buldugunu bir tane bile futbol topu, araba, bot desenli model gormedigini anlatiyor. Daha da kotusu kiz oyuncaklari bebekler, mutfaklar, alisveris arabalari iken erkeklerinkiler tamir cantalari, spor gerecleri, vs. Ileride cocuklarin beynine kazinacak bir cinsiyet ayriminin tohumlarinin daha kucucuk yaslarda atildigini gormemek mumkun mu?
Baska bir bakis acisi da bu patlamayi 70lerin feminizmine bir tepki olarak dusunmek. Prensesler belki de romantizmi, disiligi bir kadinlik hakki olarak geri getiriyorlar. Ama burada da dengeyi oturtmak cok guc. Okumus yazmis, akli basinda, guclu, ne istedigini bilen kadinlarin "bitch" kelimesini kendilerini tanimlamak icin yeniden benimsemeleriyle, mini mini kiz cocuklarinin uzerinde "Girl Power" yazan pembe t-shirtler giymesi arasinda belli ki bir fark var.
Yazarin yaptigi gibi olumlu bir izlenimle bitirelim: Okuldan aldigi kizini denizkizi Ariel kiyafeti icinde goren yazar once sasiriyor.Sonra kizi ekliyor: "Ama buyuyunce hala itfayeci olmak istiyorum!"

2 comments:

Ayşe said...

bu konuda bi konusalim biz... bence de..
michael messner'in article'i var 2000 senesi sanirim.
Barbie girls vs. Sea monsters, sanirim gender&society'de yayinlandi. kiz ve erkek futbol takimlarinin isimlerinden yola cikarak baslamis. Sanirim bir de kitap yazdi uzerine.

philosophique said...

Google'ladim Michael Messner'i. Arastirma alanina "men's studies" diyordu. Gender calisanlar genellikle women studies yapanlar, cok degisik buldum. Bir ara vakit olursa kutuphaneden cikaricam kitabini, sagol!