Friday, December 03, 2010

Nassau, Bahamalar

Ucuncu gun gozumuzu peri masali gibi bir yerde actik: Nassau


Nassau Bahamalarin baskenti ve en buyuk sehri. Yaklasik 250bin kisilik nufusuyla butun Bahamalar nufusunun yuzde 70ine ev sahipligi yapiyor.
Nassau New Providence adasi uzerinde yer aliyor. Hemen karsisindaki Paradise Island (cennet adasi)’a da kopruyle bagli.
Gemimizin guvertesinden Nassau goruntuleri. Sag taraf Nassau, sol taraf Paradise Island. Karsida da ikisini birbirine baglayan kopruyu gorebiliyorsunuz:



Hava da gunesli ve sicak oldugu icin kahvaltimizi eder etmez kendimizi karaya attik. Limanda gemimizle ve onun kardesi Norwegian Gem’le resim cektirip ilerliyoruz. Evet, Norwegian Cruise Line’in butun gemilerinin ismi Norwegian’la basliyor.


Nassau’da bir suru plaj var. Bizim hedegimiz Paradise Island uzerindeki Cabbage Beach. Paradise Island’a ulasmak icin taksiye ya da iki ada arasinda isleyen motorlara binebilirsiniz. Biz kendimizi motorda bulduk. Kisi basina uc dolara pufur pufur, keyifli keyifli bir de rehberimizin anlattigi ilginc hikayeleri dinleyerek adaya ulastik.



Paradise Island’in Nassau’ya ve limana bakan tarafinda yol yokmus. Ulasim teknelerle saglaniyor. Bu yuzden burasi paparazzilerden kacmak isteyen unlulerin bas duragiymis.




Bu ev Sean Connery’nin oynadigi James Bond filmlerinden birinde kullanilmis:

En sonunda geminin guvertesinden gordugumuz satonun onunden geciyoruz. Burasi Atlantis:

Icinde kocaman bir su parki, su kaydiraklari ve akvaryumlar olan super luks bir tatil koyu.

Bu kopru gibi gorunen yer de aslinda tatil koyunun en pahali odasiymis. Unlu konuklari arasinda Michael Jackson, Queen Elizabeth, Oprah Winfrey falan varmis.
Atlantis Resort’ta kalmasaniz bile, gunubirlik bilet alabiliyorsunuz. Hangi tesislerden faydalanmak istediginize gore bilet fiyatlari degisiyormus.

Biz Atlantis’i geride birakip halk plajina dogru ilerliyoruz. Motor indigimiz noktadan sonra 15-20 dakikalik bir yuruyus bizi plaja getiriyor:



Plaja adiminizi atar atmaz, pesinize sezlongcular dusuyor. Eger isterseniz, tanesi 10, iki tanesi 15 dolara birer sezlong getirip istediginiz yere aciyorlar.
Plajda her 10 dakikada bir birileri size bir sey satmaya calisiyor. Birinci grup icecek satanlar. Plaj kenarina minik bir masa atmislar, hindistan cevizi icinde alkollu-alkolsuz kokteyller getiriyorlar. Ikinci grup deniz aktiveleri pazarlayanlar: jetski, parasail, muz, vs. Ucuncu grup da sacinizi orup boncuk takmayi teklif eden satici teyzeler.


Bunlar butun gun plaji asagi yukari dolasip, incik boncuk, tshirt falan da satiyorlar. Bu noktada azicik Bahamalilardan bahsedebiliriz belki. Nassau’da onceleri yerel bir halk yasiyormus. Sonra Ingiliz kolonisi olmus. Amerikan Ozgurluk savasindan sonra Ingiltere’ye sadik kalmayi secen kolonistler ve koleler Bahama’ya yerlesmis. Su anda Bahamalar’in nufusu cogunlukla siyah ve Bahamalilar icin neredeyse tek is kolu turizm.
Cabbage Beach tamamen kum, deniz de piril piril bir turkuaz.


Hava yaklasik 28 derece falandi, deniz de bir o kadar sicakti sanirim ki, hic usumedik. Yalniz dalgalar insani epey hirpaliyor. Ayni Karadeniz gibi, dalgaya bir yakalandiniz mi cevirip atiyor! Aksam eve gidince sacimin dibine dolan kumlari temizlemek icin 4 kere falan sampuanlamak zorunda kaldim.


Geminin kalkmasina bir kac saat kala Cabbage Beach’e istemeye istemeye veda edip Nassau’ya geri yollandik.


Buraya kadar gelmisken carsiyi da biraz gormeden olmazdi. Bahamalardan alinacak iki cesit sey var: Mucevher ve rom. Freeport’ta da Nassau’da da bir suru mucevherci var. Ozellikle altin ve pirlanta ama genel olarak her cesit degerli tas satiliyor. Bu maden ve taslar Bahama’ya ozgu degil. Sanirim, turistler bunlara duty-free, dolayisiyla da sozde ucuz olduklari icin itibar ediyor.
Rom ise Karayiplerin bas alkolu. Biz maalesef valizlerimizi ucakta yanimiza alacagimizdan rom alamadik, onun yerine romlu kek almakla yetinmek zorunda kaldik.
Nassau limaninda kocaman bir pazar var.


Burada da cesit cesit el isleri, turistik esyalar bulabilirsiniz:





Yalniz bu hediyelik esya tezgahlarinda satilan hediyeliklerin buyuk kismi Cin’den geliyor! Alirken dikkat etmek lazim!



.
Bahamalardaki en buyuk eglencelerden biri Junkanoo. Yilbasindan hemen onceye denk gelen bu eglencede Bahamalilar boyle kostumler giyip egleniyorlar:


Gemideki ucuncu aksam yemegimiz gercekten bahsetmeye degerdi. Daha once de soyledigim gibi, biz sabah kahvaltilarini ve ikindi ogunlerini acik bufeden yedik. Butun yiyecekler genel olarak taze, istah acici ve lezzetli olmakla beraber, ikindi ogunleri ayri guzeldi. Bu arada 5 cayi degil de ikindi ogunu dedigimi farkettiniz mi bilmiyorum! Genelde aksamustu cay saatinde gemiye dondugumuzde kurt gibi acikmis oldugumuzdan ikindi caylarimiz kendi basina bir ogune donustu. Ozellikle minik pretzeller, peynirli sandvicler cok lezzetli ve basarilydi.
Aksam yemekleri icin ise geminin iki restoranindan birine gittik. Bu restoranlar da yine tam pansiyona dahil. Her aksam yeni bir monu hazirliyorlar. 4-5 cesit farkli istah acici, yine bir o kadar ana yemek ve tatli oluyor. Yalniz bunlari bufeden almak yerine, masaniza oturup garsona siparis veriyorsunuz.
Norwegian Cruise Line’in personeli cok uluslu. Boyle Ingiliz usulu rafine servis vermekle degil de personellerinin cok insancil, guleryuzlu, samimi olmasiyla ovunuyorlar. Bu aksam yemeginde gercekten dunyalar tatlisi bir servis personeline denk geldik. Bizim icin daha biz istemeden salatalar, tatlilar ismarladilar. Istah acicidan peynir tabagina kadar tam 5 yemeklik bir aksam yemegi yedik.


Sonra tabi bir guzel sistigimiz icin geminin yuruyus parkurunda bir kac tur atmak zorunda kaldik:


Ne yazik ki tatilin sadece bir gunu kaldi. Norwegian Cruise Line gercekten gezinin en guzel gununu en sona saklamis. Bekleyin!

1 comments:

ARDA ULUSOY said...

Biz de yeni donduk. Sizin yazilarinizdan da bazi seyleri tekrar ogrendik. Cok basarili, tesekkurler. Ben de yaziyorum. www.ardanin penceresi

Sevgiler,