Showing posts with label almanya. Show all posts
Showing posts with label almanya. Show all posts

Wednesday, July 18, 2007

Kalan resimler III

Insanin icinde gezentilik olmaya gorsun. Freiburg'daki son cumartesi gunu esyalari topladik, evde internet yok, televizyon yok. Oyle el el ustunde evde mi oturacagiz, kendimizi kirlara attik! Sehrin hemen disinda bir mesire yeri var, Schauinsland. Teleferikle Kara Orman'in en yuksek zirvelerinden birine cikiliyor.



3.5 km ile Almanya'nin en uzun teleferigiymis bu.Zirvenin yuksekligi 1280 m. Sonra gozlem kulesine tirmandik.

Zireveden goruntuler:
Taa Basel'a, Strasbourg'a kadar gorunuyor.
Freiburg'un ruzgar turbinleri.
Yamac parasutu.

Hoscakal Freiburg!

Kalan resimler I

Soz verdigim gibi Almanya'dan kalan son resimler. Mr. D'nin babasi biz donmeden onceki haftasonu geldi, fazla esyalarimizi topladi goturdu.






Wednesday, July 04, 2007

Merhaba, Bir suredir ortalarda yoktuk ama merak etmeyin yeni resimlerle ve hikayelerle donduk! Yolculugumuza persembe gunu Aachen'la basladik. Bir arkadasim, Christian, Aachen Universitesi'nde doktorasini yapiyor. Gecen sene Yale'e misafir ogrenci olarak geldiginde tanismistik. Ona Almanya'ya gelecegimi soyledigimde beni universitelerine davet etti. Bir sekilde ayarladik ve en sonunda gecen hafta persembe gunu orada bir makale sunmaya gittim. Aachen, Almanya'nin en batisinda, Hollanda ve Belcika sinirinda tarihi bir sehir. Unu Kutsal Roma Imparatoru Charlemagne'in burayi cok sevmesinden ve sonra da burada olup, buraya gomulmus olmasindan geliyor. Aachen katedrali:
Aachen buradan 4 saat uzaklikta oldugu icin oraya zaten ogle uzeri vardik. Christian bizi karsiladi ve biraz sehirde gezdirdi.
Hem biraz sunumuma hazirlanmam, hem de daha onceden evde duvara carptigim icin yurmurta gibi sisen ve zonklamakta olan kafami biraz dinlendirmek icin cok gec olmadan eve donduk. Sunum guzel gecti, katilim iyiydi.
Gordugunuz gibi keyfim yerindeydi, ogrenciler de memnun kalmislar. Sunumdan sonra hep beraber yemege gittik, ve o yoreye ozgu Koelsch birasi tattik.
Christian ve kiz arkadasi cok sekerler, bizi evlerinde konuk ettiler. Ertesi gun Stuttgart'a gectik. Tatil planlarini genellikle ben yapiyorum. Ne zaman nerede kalacagimizi,hangi sehire nasil gidecegimizi ben planliyorum. Bu sefer kendime biraz kizdim, cunku Aachen'dan Stuttgart'a gecmek icin Koeln'de aktarma yapmak gerekiyor. Oraya biraz zaman ayirip sehri bir miktar gezebilirmisiz. Ama sansina Koeln'de hava asiri derecede kapaliydi ve biz ayrilirken yagmus baslamisti. Buna karsilik Stuttgart gunesli ve acikti. Birkac saatligine de olsa rahat rahat gezebildik.
Stuttgart'i ben cok begendim. Tarihi merkez ile modern alisveris merkezleri, sanat galerileri cok guzel ic ice gecmis. Stuttgart aslinda endustri merkezi. Porsche, Daimler-Benz, Bosch gibi firmalarin Almanya usleri burada konumlanmis. Daha sonra ucakta sans eseri rastgelip okudugun bir yaziya gore Stuttgart su anda guvenlik, konfor, yuksek maas, cevre gibi bir cok faktorlere bakildiginda Almanya'nin yukselen sehirlerinden biriymis.Bundan sonraki birkac gunu tarih gezileriyle dolduracagimizdan, tarihi merkezi es gecip, baska yerleri dolastik. Ilk duragimiz Hegel evi.
Dunyanin en onemli filozoflarindan biri Hegel Stutgart'ta bu evde dogmus.Ben de kendisinden boyle kafami kafasina tokusturarak feyz almaya calistim. Umarim ise yaramistir.
Ikinci ve son duragimiz Mercedes Benz muzesi.
Herr D. Mr. Daimler ile muhabbette. Muze dunyanin en buyuk araba muzesi, icinde 160dan fazla Mercedes sergileniyor.
Markanin gelismesi ile Almanya tarihini ic ice gecmis bir sekilde anlatmislar. Bu arada eger Mercedes isminin nereden geldigini merak ediyorsaniz, Daimler firmasi ilk arabalarindan birini araba meraklisi Emil Jellinek icin yapmis. Bu adam bir yandan araba yarislarina giriyormus, bir yandan da bu arabalari diger ulkelere pazarliyormus. Iste bu modele de kizinin ismi vermis: Mercedes.
Iceri girerken elinize minik bir radyo veriyorlar, her aracin onunde yazan numarayi girince o aracin hikayesini dinleyebiliyorsunuz. Biz sadece bir kac saat gecirdik ama iceride butun bir gun de kalinabilir.
Ben bile -ki arabalardan hic anlamam- cok begendim. Stuttgart'a yolu dusenlere tavsiye ederim. Stuttgart'tan Cuma aksami Viyana'ya uctuk. Viyanayi bu yaziya ilistirmek cok ayip olur, onun icin yukarida Viyana'yi ayrica anlatacagim.

Monday, June 25, 2007

Bu haftasonu Freiburg’da vaftiz oglum Antoine ve ailesini agirladik. Cumartesi sabahi erken bir saatte geleceklerini biliyorduk, ustelik buraya varmalarina 40 km kala cep telefonumuza mesaj da atmislar ama yine de saat 9da kapi zili caldiginda kucuk capli bir panik yasadik. Neyse ki panigi cabuk atlattik, firina kosturup kahvaltiliklar aldik, misafirlerimizi de gunu de kurtardik!Oglanlar cok buyumus, ozellikle sabah mahmurluguyla pek bir mahzun, pek bir soz dinler gorunuyorlardi. Soz dinledikleri gercek de, yine de cok enerjik, cok hareketliler. Iki gun icinde bunu yakindan gorme firsati bulduk! Cumartesi gununun buyuk bolumu sehri gezerek gecti.
Butun cocuklar gibi Francois ile Antoine de gezdikleri yerlerden birseyler almak istediler. Anne babalari bu konuda acayip otorite kurmuslar, hemen hicbir sey almadilar. Onlar dukkandan ciktiktan sonra biz gidip begendikleri seyleri gizli gizli aldik, verdik. Tamam kabul, biraz otorite kiricilik yaptik ama ne yapalim, kirk yilda bir goruyoruz. Herr D. Fransizca konusmadigi icin, bunlar da hic ama hic Ingilizce bilmedikleri icin iletisim benim tercumemle, cogunlukla da boyle durumlarda hep oldugu gibi tarzancayla saglandi. Herr. D. ozellikle Antoine onu “Godfather” diye cagirinca pek keyiflendi!

Ogleden sonra Antoine’in istegi uzerine hep birlikte futbol maci yaptik.
Ben-Herr.D ve Antoine’dan olusan Turkiye takimi Belcika takimina karsi oynadi. Skorun tam olarak ne olduguna dair spekulasyonlar varsa de herkes Turkiye takiminin yendiginde hemfikir. Zaten Antoine bizim takimda oldugu surece yenmemiz kacinilmazdi. Hem iyi oynuyor, hem de atom karinca gibi, bir saniye yerinde durmuyor.

Herr D. de oyunuyla goz doldurdu, cocuklardan ovgu aldi. Baska konularda sorunsuz olan cocuklar, ne yazik ki yemek seciyorlar! Bu yuzden aksam yemegine pizaciya gittik. Spagetti ve lazanyalar keyifle mideye indirildi. Uzerine de birer dondurma yenildi.

Aksam yemeginden sonra golun etrafinda bir tur attik. Biz yorgunluktan olurken, cocuklar hala tepelere tirmanip yuvarlanmaktaydilar. Herr D. “energizer reklamindaki tavsanlar gibiler” yorumunu yapinca, haftasonunun geri kalaninda acaba nasil yapsak da bunlardan elektrik elde etsek diye dusunup durduk. Gece icin hemen yolun karsisindaki bu otelden onlara yer ayitmistik.

Yogun istek uzerine Antoine bizim evde, oturma odasinda yatti. Once acaba “Korkar mi? Annesini arar mi?” diye endise ettik ama eve gelince Herr D. ile biraz bilgisayar oynadilar, sonra da kafasini koydugu gibi uykuya daldi, sabaha kadar da deliksiz uyudu!
Sabah yine bizim evde bulustuk. Antoine’in gece oynadigi bilgisayar oyununu abisine gostermek istemesi kacinilmazdi. Ortaya boyle goruntuler cikti.

Tabi bilgisayari bulunca basindan kalkmak istemediler. Daha dun disarida oynamak icin yalvaran cocuklari neredeyse surukleyerek evden cikardik!:) Gol kenarinda gezinirken, tabi ki de ayaklarini gole sokmak istediler.

Kasla goz arasinda isler cigirindan cikti, en sonunda bizimkiler don gomlek yuzuyorlardi!

Ne kadar “isterseniz eve gidelim, uzerinizi degistirsiniz, kuru kiyafetler giyersiniz” dediysem de dinlemediler, uzerlerine kiyafetlerini gecirip gezmeye devam ettiler.
Ilk gordukleri andan itibaren deniz bisikletlerine hayran oldular, binmek icin israr edip duruyorlardi. Antoine ilk once direksiyona gecmek icin israr ettiyse de karsiyi gormeye boyu yetmedigi icin direksiyonu bana ve Herr D.ye birakti. Yine de neredeyse tum yol boyunca o pedal cevirdi! Normalde evde gunde 1 saat bisiklete biniyormus, onun icin bana misin demedi. Eve donmeden once son duragimiz Japon bahcesiydi. Her su birikintisine yaptigimiz gibi buraya da ayaklarimizi sokmadan gecemedik: Uyarilara aldirmadan selaleye tirmanma ne yazik ki Antoine’in dizini feci sekilde carpmasiyla sonuclandi. Ama dondurma ve pastanin dindiremeyecegi hic bir aci olamaz. Biz de eve donup Antoine’a supriz yapip aldigimiz dogumgunu pastasini kestik, hediyesini verdik.
Ayrilik kismi biraz gozyasili gecti. Daha 6 saatlik yollari oldugu icin aksam 6 gibi yola koyuldular. Gerci Herr D. ve benim 6 dakika daha dayanacak halimiz kalmamisti. Gun yorgunluktan ve gunes carpmasindan yigilip kalmamizla sona erdi.

Friday, June 08, 2007

Heidelberg

Tren biletlerimizi Freiburg'dan Frankfurt'a gidis-donus almistik. Heidelberg hemen hemen yol ustunde oldugu icin ayrica bir ucret odemeden buraya da gidebildik.

Heidelberg tas doseli sokaklari, evleri, birahaneleri ve unlu kalesiyle tipik bir Alman kenti, ve inanilmaz bir turizm cenneti. Dun ozellikle tatil gunu oldugu icin sokaklar turistlerle dolup tasiyordu.


Butun Alman sehirleri gibi, Heidelberg'in merkezinde de kafelerle ve hediyelik esya dukkanlariyla dolu, senlikli bir Marktplatz var.

Kafelerle dolu sevimli bir sokaktan Alte Bruecke'ye ulasiliyor. Koprunun ayagindaki bu kuleler sehrin surlarinin parcasiymis ve zindan olarak kullanilmis.

Kapinin uzerindeki pencereli, havadar hucreler borc yuzunden hapse girenlere veriliyormus. Kopru bu noktada insa edilen 9. kopruymus, ondan oncekiler sellerle yikilip gitmis. Koprunun girisinde sol kolda bir de hayvan heykeli var:

Ilk bakista kedi zannedilen bu hayvan aslinda elinde ayna tutan bir maymun. Efsaneye gore sehirde ve karsi tarafta oturanlara kopruden gecerken arkalarina donup bakmalarini ve iki tarafin da digerinden daha ustun olmadigini dusunmelerini hatirlatan bir simge.

Heidelberg Rheine nehrinin bir kolu olan Neckar uzerine kurulmus. Koprunun uzerinden Heidelberg'in simgesi kale butun ihtisamiyla gorunuyor.



Heidelbergliler nehrin karsi kiyisinda kirlara uzanmis tatilin tadini cikariyorlar.

Heidelberg ayni zamanda Almanya'nin en onemli universitelerinden birinin oldugu sehir. Bu heykel ana kutuphanenin kapisini susluyor. Yasasin ogrencilik hayati!!!

Son olarak bu buzdolabi suslerini gorunce almadan gecemedik: Herr und Frau D. Almanya'yi geziyor! Hepinize sevgiler...