Showing posts with label virginia. Show all posts
Showing posts with label virginia. Show all posts

Thursday, March 06, 2008

Natural Bridge, VA

Dun okul gezisiyle yakinlardaki bir dogal alani gezmeye gittik.

Natural Bridge, James Nehri'nin bir kolu olan Cedar Creek tarafindan bolgedeki kirectasi tabakanin yuzyillar icinde asindirilmasiyla olusmus, adi ustunde bir dogal kopru. (Daha once James River'da yaptimigiz kano aktivitesini buradan okuyabilirsiniz.)


Rivayete gore 1750 yilinda George Washington buraya gelmis ve isminin bas harflerini kayalara kazimis, biz bakindik ama goremedik. 1774 yilinda bu alani ve etrafindaki araziyi Thomas Jefferson Ingiliz krali 3. George'dan satin almis ve burada kucuk bir kulube yaptirarak burayi dinlenme mekani olarak kullanmaya baslamis.
Kopru 66 metre yuksekliginde ve 27 metre genisliginde. Uzerinden 11 numarali karayolu geciyor.





1 mil kadar uzunlugundaki yuruyus parkurunun sonunda bu kopruyu olusturan selaleden geriye kalanlar gorulebiliyor.

Kafamdaki bantla dalga gecmeyiniz. Kendisi demode degil, retro! Ustelik de saclarimi topladigim soguk havalarda cok ise yariyor.
Buradan sonra bir de magara gezdik. Daha once gordugumuz Grand Caverns ile boy olcusemez. Zaten iceride cektigim resimler de guzel cikmamis. Yalniz kis uykusuna yatmis bu yarasacigi gostermeden gecemedim:

Amerikalilar herseyi paraya donusturmeyi cok ama cok iyi biliyorlar. Hap kadar dogal parkin hediyelik esya dukkani kendinden buyuktu. Boyle yerler genellikle cocuklu aileler tarafindan tercih ediliyor. O yuzden uzerinde Natural Bridge resimleri olan binlerce hediyelik esya yaninda, icinde herseyin satildigi dev gibi bir de oyuncak reyonu vardi. Biz de uzerinde "pumpkin butter" yazan bir cesit balkabagi marmeladi aldik, cok lezzetliydi.
Ayrica boyle dogal guzelliklerin etrafinda mutlaka hemen baska seyler de kuruyorlar, hazir insanlar tatil icin buraya kadar gelmisken ve para harcamaya niyetliyken bundan faydalanmak icin. Mesela buranin etrafinda bir Safari Park var, cesitli hayvanlari (zurafa falan gibi) arabadan inmeden seviyorsun, besliyorsun filan. Daha anlamsiz mekanlar da var tabi, mesela asagidaki resim "Dinozor Kralligi" adindaki bir parkin reklamini gosteriyor. Kovboylar ve dinazorlar?? Bir yerde bir yanlislik var.

Hava cok soguk degildi ve surekli kutuphanede kapali kalan bizler icin guzel bir hava degisikligi oldu. Ne guzel bahar geliyor, daha cok cikabilecegiz dis mekanlara...

Monday, November 19, 2007

In Vino Veritas

Cumartesi gunu ogleden sonra buradan bir grupla birlikte Cville cevresindeki uc uzum bagini ziyaret edip, sarap tattik.
Mr. D de ben de daha once sarap tadimina gitmemistik. Saraptan da arada begendigimiz kirmizilardan denemek disinda cok anladigimiz soylenemez. Ama ben bir kac ay once gittigimiz kitap fuarindan sarapla ilgili temel bilgilerin anlatildigi su kitabi almistim:

O zamandan beri her aksam uc-bes sayfa okuyup ogrenmeye calisiyorum. Genellikle annelerden, anneannelerden ogrenilen orgu ormeyi bile New Haven'da oda arkadasim Andiracigimla birbirimizi gaza getirerek birlikte kitaptan ogrendigimiz dusunulecek olursa, sarap zanaatini da kitaptan ogrenmekte bir sakinca yoktur saniyorum. Yalniz pratik biraz eksik kaliyor. Onu da bu ziyarette 25ten fazla sarap tadarak kapattik.:)
Bu gittigimiz yerlerin hepsinin ortak ozeligi kucuk/orta capta baglari olmasi, saraplarini burada kendileri uretmeleri, yerel olarak pazarlamalari ve ayrica uretilen saraplarin hepsini burada tadip, arzu ettiklerinizi siseyle ya da kasayla (boyle daha ucuza geliyor) alabileceginiz bir salonlari olmasi.
Ilk duragimiz Veritas sarap eviydi:

Bu digerlerinden daha sik, sarap cesitlerinin daha fazla oldugu, ulusal yarismada odul kazanmis bir sarabi bulunan zarif bir mekandi.

Tadim soyle gerceklesiyor. Herkese birer sarap bardagi, birer de su bardagi veriyorlar. Sonra saraplari servis eden kisi sirayla her sarabi gosterip ozelliklerini kisaca anlattiktan sonra (ki bunlar elinize verdikleri bir brosurde de yaziyor, begendiklerinizin yanina sonradan almak uzere isaret koyabilesiniz diye kalem de veriyorlar) bardaklara minik bir miktar dolduruyor. Eger tamamini icmek istemiyorsaniz bir yudum alip gerisini yine ortada duran bir surahiye bosaltiyorsunuz. Arada da bir kac yudum suyla agzini calkaliyorsunuz ki saraplarin tadi karismasin. Bazen servis yapan kisi uyarip arada bardaginizi da calkalamayi oneriyor ki, bir once ictiginiz sarap bir sonra gelecek olanin mesela cok baskin sekerli tadini bozmasin. Burada tattigimiz saraplardan genelde memnun kaldik, bir Merlot'yu da daha sonra icmek uzere satin aldik.

Tura arkadaslarimiz Bilgehan'la Beken de gelmislerdi.Hem sohbet ettik, hem de kopuklu saraplari icerken bosa gitmesin diye birlikte kadeh kaldirdik. (Bu arada kucuk bir not: Sampanya diye bildigimiz kopuklu saraplarin asli Fransa'nin Champagne bolgesinde uretiliyor. Avrupa Birligi'nin marka koruma yasalari uyarinca bu bolgenin disinda uretilen saraplarin hicbirine kopuklu olsa da sampanya denilemiyor, onlarin adi kopuklu sarap.) Kanimizdaki alkol orani arttikca gunun daha eglenceli hale geldigini soylemeye gerek yok herhalde!:)
Bir sonraki duragimiz Afton Mountain Vineyards idi:

Burada daha rahat bir ortamda saraplari ayakta tattik. Saraplari ilk mekan kadar guzel olmasa da bizi saraplari muhafaza ettikleri mahzenleri gorebilecegimiz bir yerde agirlamalari, ikram ettikleri krakerleri ve sarap tattigimiz bardaklari hediye olarak vermeleriyle gonlumuzu kazandilar.

Son duragimiz Cardinal Point Winery idi.

Burada sarap yapimiyla ilgili kisa bir film seyretme imkani bulduk. Artik turumuzun sonuna yaklastigimiz, biraz da gec kaldigimiz icin son bir kac sarabi jet hiziyla arka arkaya servis ettiler, tadlarini pek ayirt edemedik. Ama buradan da sukran gunu yemeginde icmek icin toprak tonlarinda aromasi olan, genc bir kirmizi sarap aldik. (nasil ogrenmis miyim terimleri!?:))
Bu persembe Sukran Gunu. Gecen sene de soyledigim gibi hemen heryer kapali oldugu icin evde gecirilen bir tatil bu. Bundan istifade yine bir sukran yemegi hazirlayacagiz.

Monday, October 15, 2007

Elma Senligi 1

Bu haftasonunun eglencesi elma senligi idi. Dogrusu Mr.D bu plana bastan supheli yaklasti. Cville'in hemen disindaki Carter Dagi'nin tepesindeki elma bahcesine ulasmak icin dar, engebeli, tasli yokuslari (arabayla) tirmanirken epey bir soylendi. Yalniz normalde bir tane bile arac gormeyi beklemeyeceginiz bu yolda yanimizdan yuzlerce araba gecmesinden cok populer bir mekana gittigimiz anlasildi.



Aslinda festival dedikleri Cville'de yetisen bir cok elma cesidini bir arada hem de cok ucuza satmak. Ayrica dileyenler ellerine torbalarini alip elmalari dalindan da koparabiliyor. Insanlar elmalari kasa kasa aliyorlardi. O kadar elmayi buyuk bir ailenin bile taze haliyle yiyerek tuketmesi mumkun olmadigindan, insanlarin elma marmeladi, tart, konserve, elma suyu, vs. yaptiklarini tahmin ediyorum. Bizim malum oyle kabiliyetlerimiz olmadigindan yemek icin bir kac kilo "red delicious" cinsi kirmizi, sulu, tatli elmalardan almakla yetindik.



Aslinda elmali donut, dondurma, vs.yi hemen oracikta yapan bir firinlari da vardi ama onunde o kadar kuyruk vardi ki yaklasamadik bile.




Dagin Cville'e bakan tarafindaki nefis manzaranin onune bir de sahne kurmuslar. Insanlar tatli tatli (muhtemelen 50 senedir birlikte) muzik yapan bu grubu dinlemek icin kurulmuslar, bir yandan da bir cesit elma suyu olan ciderlarini yudumluyorlar. Bir yandan cok sevdigim dag manzarasina bakip, bir yandan da normalde kovboy filmlerinde filan karsilasabileceginiz bu sahneyi seyrederken, hayatimin nereden nereye geldigini dusundum. Minnettarlikla karisik bir saskinlik hissettim.



Ziyaretimizi icinde samandan oturma yerleri yapilmis bir traktorle elma bahcelerinin icinden gecen kisa bir geziyle tamamladik.



Gunun en guzel yani bir suru festivalden getirdigimiz lezzetli yiyeceklerdi. Elmalarimizin yaninda, annemin biz kucukken cam rendede rendeleyip getirdigi (ve benim o zamanlar nedense cok sevdigim ama sonralari buyuyup elmalari isirarak yeme kivamina geldigim icin annemin haliyle artik yapmayi biraktigi, bu sebepten neredeyse tadini unuttugum ya da unuttugumu sandigim ama bu icecekten bir yudum alir almaz zihnimin kimbilir hangi koselerine saklandiysa bir anda cikip gelen, beni sasirtan ve cok ama cok mutlu eden) elma puresi tadindaki ciderdan 1 galon, yine adina "apple butter" dedikleri ama aslinda bildigimiz elma marmeladi olan 1 koca kavanoz hic katiksiz recel ve bir de salon masamiza sonbahar susu olan ucubik sekillerdeki bir kac minik kabakla - bunlarin da mutlaka resmini cekip gostermem lazim- eve donduk.

Kahvaltiya gelmek isteyen varsa, bekleriz! Gelemeyenler de asagidaki videoya tiklasin, Mr. D ile aramizdaki "Virginia aslinda guney eyaleti mi, degil mi?" tartismasina son derece kesin bir bicimde "evet kesinlikle guney eyaleti!" yanitini vermemizi saglayan, mutlu, huzurlu Virginia animizi paylassin.

Sunday, October 07, 2007

Dunyanin Merkezine Yolculuk

Daha once soylememis olabilirim ama biz burada Blue Ridge Daglarinin 1 saat kadar batisinda oturuyoruz. Bunlarin etrafinda da bir suru park ve doga aktivitesi olanagi var. Haftasonlari mumkun oldukca degisik bir yerler gormeye calisiyoruz.

Bu haftasonu aktivitesi magara gezisiydi. Grand Caverns'e gittik. Once yokusun basindaki bu sevimli, hatta bana biraz Almanya'yi hatirlatan binadan bilet aldik.

Sonra sirin rehberimiz Angie bizi magaraya indirdi.


Tur bir saatten fazla suruyor ve rehberimizin soyledigine gore 1.5 km kadar yurumusuz. Magaranin en derin yerinde de yerin 60 metre kadar altina indik.

Bu magara 200 sene once kesfedilmis ve ondan kisa bir sure sonra da gezi amacli olarak halka acilmis. Bu acidan Amerika'nin ilk turistik magarasiymis. Bazi kisimlarini boyle renklendirmislerdi, ama bence boyle sebekliklere gerek yok, magara icindeki olusumlariyla, yuksek duvarlariyla yeterince gorkemli.

Turun en kotu yani gercekten jeolojik bilgiler vereceklerine yeralti olusumlarini "bu ata benziyor, adina at dedik, bu ota benziyor adina ot dedik" seklinde gostermeleriydi. Buyrun size New York.

Magarada duvarlara, taslara dokunmak kesinlikle yasak. Ellerimizdeki dogal yaglari taslara surdugumuzde bunlar tasin uzerini kapliyor, suyla temasini kesiyormus. Oysa magaradaki olusumlarin buyuyup, sekillenmesi icin suyla temas etmesi lazimmis.

Duvarlardan damlayan ve erkeklerde kellige, kadinlarda yaslanmaya deva oldugu iddia edilen sulardan da ictikten (daha dogrusu yaladiktan!) sonra mutlu mesut gunyuzune ciktik.
Bir sonraki duragimiz kitap fuariydi. Orada da yari fiyatina inmis kitaplardan bir miktar edindik.
En son eve donerken otoyolda su manzara icin durduk. Bakiniz Shenandoah Vadisi:


Henuz yapraklar sararmaya baslamamis. Bir kere de oyle gormek lazim bu daglari.