Showing posts with label cville. Show all posts
Showing posts with label cville. Show all posts

Monday, May 10, 2010

30 Nisan 2010

30 Nisan 2010 da Mr.D'nin doktor oldugu gun olarak sanli aile tarihimize yazildi.

Once 10 saatlik uzun bir yolculuk:



Gergin ve heyecanli bir kahvalti:



Mr.D savunmada ter dokerken biz biraz etrafi gezelim:




Mr.D >>> Dr. D (tezini de takmis kolunun altina :))


Kutlama ekibi:



Kutlama etkinlikleri:





Kutlama pizzasi:




Tebrik ederim kocacigim! Seni cok seviyorum, daha nice nice guzel gunlere...

Friday, June 06, 2008

Skyline Drive

Tasinma hadisesi uc asama halinde gerceklesti.
Asama 1: Esyalari topla, tira yukle, Elm City'e gonder.
Asama 2: Bavullari arabaya yukle, Cville'den Elm City'e git.
Asama 3:Esyalari Elm City'de tirdan indir eve getir, yerlestir.

Birinci asamayi asagida anlatmistim. Ikinci kisim en keyiflisiydi. Normalde bu yolun en iyi ihtimalle 10-11 saat surdugunu bildigimizden bu kez acele etmeyelim, hatta geze geze gidelim diye dusunduk ve Cville'e geldigimizden beri gormek istedigimiz ama bir turlu kismet olmayan Shenandoah Milli Parki icindeki manzarali yoldan gidelim dedik. Daglarin uzerinden, ormanlarin icinden giden bu yol neredeyse 1000 metre rakimda oldugundan ve yer yer 1000 metrenin de uzerine ciktigindan adina "Skyline Drive" demisler.

Yol boyunca temiz hava aldik, yesillige ver ormana doyduk, orman icindeki dinlenme tesisinde nefis bir ogle yemegi yedik ve vahsi hayati gozlemledik. Kac saat araba kullanmis olmamiza ragmen yine de cok dinlendiriciydi. Son iki hafta icinde gercekten dinlendigimiz tek gun bu diyebilirim.




Kartallar yuksek ucar!:)

Big Meadows adindaki dag evinde bizim gibi ogle yemegi icin durabilir ya da bir kac kalip milli marki kesfedebilirsiniz.

Tatli patates kizartmasi. Ilk defa yedim, cok lezzetli!

Mr.D'nin guney usulu tavuk kizartmasi ve lahana salatasi.

Benim yedigim guvecte tavuk kis!

Son olarak da enfes bogurtlenli turta!



Geyik!!! Geyik uzayli degil tabi, flasta gozleri parlamis. Yol boyunca 6 tane geyik gorduk. Aslinda bazen ayi da goruluyormus, cok istedim ben de gormeyi ama ne yazik ki goremedik. :(




Elm City'e vardiktan sonra tasinma hikayesi de ayrica komik ve sacmaliklarla dolu ama sanirim onu yazmak icin zamanim olmayacak. Onu artik memlekette duymak isteyenlere bizzat anlatirim! Hadi simdilik bana musade, yillik izne cikiyorum!:)

Tuesday, May 20, 2008

Bahce, parti, mezuniyet

Erkin'in mezuniyeti munasebetiyle gectigimiz haftasonu Erkin ve Heather evlerinin bahcesinde parti verdiler. Erkin'in kendi elleriyle yogurdugu muthis kofteler, annesinin hazirladigi onlarca cesit nefis Turk yemegi ve havanin da gunesli ve acik olmasi sayesinde cok guzel bir parti oldu. Gec saatlere kadar vaktin nasil gectigini anlamadan yemek yedik, muhabbet ettik, hava aldik, eglendik.

Serpil ile Oguz'un ele avuca sigmaz ogluslari Taylan:

Bayanlar bayanlar: Heather, Ben, Erkin'in kardesi Ekin, Serpil ve Erkin'in annesi...

Yine bir acayip cikmisim ben ama resmin asil kahramanlari tertipler...

Wednesday, April 16, 2008

Daha, daha!

Bu aksam ne zamandir gorusemedigimiz arkadaslarimiz Erkin ve Heather ile cok zamandir adini duydugumuz Cville'in unlu mekanlarindan Mas'a gittik. Burasi bir tapas barmis, biz de boylece ilk defa tapas bara gitmis olduk. Kisaca ozetlemek gerekirse sarap evinin Ispanyol versiyonu. Bizdeki sarap evlerindeki gibi bir cok sarap cesidi ve yemek olarak da sadece ortaya soylenen mezeler var. Porsiyonlar kucuk ama ucuz, cesit cok cok fazla.

Wikipedia'ya gore tapas Ispanyolca "ustunu ortmek" anlamina gelen "tapar" kelimesinden geliyormus, cikis noktasi yudumlar arasinda saraba sinek konmasin diye sarap bardaginin uzerine ortulen bir ekmek dilimiymis. Zamanla minik atistirmalik yiyecekler halini almis. Ispanya'da aksam yemegi gec saatlerde yendigi icin is cikisi ile aksam yemegi arasinda aclik bastirilirmis tapasla.

Ben her zamanki gibi gozumu kirpmisim, bir acayip gorunuyorum ama saraptan degil valla.

Biz sunlari paylastik: Elma dilimleri ve uzum salkimiyla suslenmis, cok lezzetli peynirlerden olusan bir peynir tabagi, hemen orada pisirip servis ettikleri sicacik firin ekmegi, guvecte tutsulenmis roma domatesi, bir cesit patatesli ispanyol omleti, keci peynirli enginar ezmesi, guvecte organik kayisi receliyle pismis bir baska ispanyol peyniri, mango soslu ve kuru uzumlu ispanak salatasi... Hepsi cok cok guzeldi, ama enginarli ezme muthisti. Bir yerden tarifini bulup evde de denemek isterim. Bir de daha sizi masaya oturturken cesitli zeyinlerden olusan bir tabak getiriyorlar ki zaten zeytin tapasin olmazsa olmaziymis.
Yemeklerin de resmini cekmek isterdim ama benim aklima resim cekmek gelene kadar mezelerin cogunu mideye indirmistik.
"Mas" kelimesi Turkce'de "daha" anlamina geliyor. Gercekten daha daha yedik, patladik!

Gecenin en guzel yani dostlarimizla muhabbetti. Erkin ile Heather'i ozleyecegiz.

Tuesday, April 01, 2008

Tiyatro haftasonusu

Haftasonu daha once de gittigimizi yazdigim LiveArts tiyatrosunda Brecht'in "Cesaret Ana ve Cocuklari" isimli oyununu izledik. 12 perdeden olusuyor, uc saate yakin surdu. Brecht'in daha once seyrettigim oyunlari gibi bunda da sarkilar var. Bizim oyuncularin sesleri cok iyi degildi yalniz.:)Biz biletlerimizi balkondan almistik, yeterince seyirci olmadigi icin balkonu acmamislar, bize salonun en on sirasindan bilet verdiler. Bu salon zaten kucucuk, 75-80 kisilik ya var, ya yok. Sahne yuksek de degil. Oyuncularla ic iceydik, cok keyifliydi.

Tuesday, March 11, 2008

Haftasonu 2

Cuma aktivitemiz ne kadar kulturel, ne kadar rafine bir etkinlikse, cumartesi eglencemiz de bunun o kadar tersiydi: Monster Jam!

Bu Monster Jam ozunde modifiye edilmis kamyonet yarislari. Bunun Amerikan kulturunde Turkiye'de televizyonda pankreas guresi adiyla yayinlanan dovus sporu, boga guresleri ve araba yarislari Nascar'in yaninda, kendine ozgu nadide bir yeri var. Bunlarin hepsi Amerikan beyaz, egitimsiz, yoksul, alt sinifinin bir numarali eglenceleri. Bunu da zaten salondaki seyircilerin genel goruntusunden anlamak son derece kolay. Cogunluk beyaz, nedense siyah eglencesi degil bunlar pek. Ayrica hemen herkes aile olarak gelmis, en az uc-dort cocuk. Herkeste mutlaka ve mutlaka beyzbol sapkasi ve agir bir guneyli aksani!:)
Ilk 10-15 dakika epey bir bocaladik. Spiker herkesi ayaga kaldirdi, once baglilik yemini, arkasindan da milli mars soylendi. Sonra butun polisleri, itfayecileri, ordu mensublarini ve onlarin ailelerini ayaga kaldirip alkislatti. Bir an dusundum, dun gittigimiz Carmen gosterisinin bundan ne farki var? Onun basinda herkesin kalkip milli marsi okudugunu dusunebiliyor musunuz, ne komik! Dunyanin her yerinde milliyetcilik yoksullarin ve cahillerin sirtindan geciniyor yani.

Neyseeee, antropolojik gozlemlerime son verip, asil Monster Jam'in kendisini anlatmaya donuyorum. Gosterinin tamami bir kac degisik yarismadan olusuyor. Birinci yarismada kamyonetler ortadaki arabalari ezip gecerken bir yandan da kamyonetin burnunu dimdik havaya kaldirip orada tutmaya calisiyorlar. Bu arada kamyonet kelimesini son derece genis anlamda kullaniyorum. Motorlari, lastikleri, kasalari tamamen degismis, bambaska birer arac olmus bunlar.

Arkada benim sesim duyuluyor ciglik cigliga!:)
Ikinci yarismada, iki kamyonet ayni anda yarisiyorlar. Once bitiren kazaniyor. Her kamyonetin neredeyse marka haline gelmis bir ismi ve bir karakteri var. Bu asagidaki videoda sag tarafta yarisan yesil kamyonet Grave Digger (Mezar Kazici). Bu canavar kamyonet olayini baslatan arabaymis kendisi. Surucusu Dennis Anderson 26 sene once bu ise girmis. Simdi birden cok ayni isimde arabasi ve bir surucu takimi var. Ayni anda bir cok gosteriye katilabiliyorlar. Bu gosteride kamyoneti Dennis Anderson'un kendisi kullaniyordu ve seyircilerden cok cok alkis aldi.

Arada motorsiklet ve bisikletle gosteriler vardi. En son da baska bir yaris ve butun kamyonetlerin free style dedikleri tarzda, akillarina estigi gibi ortadaki arabalari carpmasi ve ezmesiyle gosteri sona erdi. Ne yazik ki diger videolari ekleyemedim, sanirim cok buyuk.
Bu ayin sonunda ayni gosteri merkezinde boga guresleri var. Aslinda o da eglenceli gorunuyor ama sovun basindaki merasime bir kez daha katlanabilecegimizi sanmiyorum.

Haftasonu 1

Haftasonu birbirine tami tamina zit iki eglenceye gittik. Ilk olarak Cuma aksami Paramount tiyatrosunda Carmen balesini izledik. Mr.D buraya ilk tasindiginda kapali olan, daha sonra buranin ileri gelenlerinin cabalariyla yenilenen ve bir suredir hizmete giren, kucuk ama alimli opera salonunda sezon boyunca cesitli tiyatro oyunlari, konserler, stand-up sovlar sahneleniyor. Normalde biletler yuksek fiyatli (Nerdeee AKM'den uc kurusa aldigimiz biletler!), ama her gosterinin 45 dakika oncesinde ellerinde kalan biletleri ogrencilere yari fiyatina satiyorlar.
George Bizet'in muzigini "St.Petersburg Ballet Theatre" adiyla turneye cikan bir Rus bale toplulugu modern bir dans yorumuyla sahneye koymus.



Bale toplugunun sanat direktorunun modern yorumu o kadar farkliydi ki, su kadarini soyleyeyim, sonunda Carmen degil Don Jose oluyordu! Olsun, danscilar cok iyiydiler. Baleyle modern dansin bir karisimi olmasi da danscilarin hareketlerini cok daha dogal gosteriyordu. Salondaki yas ortalamasi muhtemelen 60 olan seyirci toplulugu ozellikle bazi sahnelerde cok homurdandiysa da ben cok sevdim.

Monday, March 03, 2008

Kisa kisa

Haftasonu ilk kez Cville'de bowling oynamaya gittik. Buradaki bowling salonlarinin Turkiye'dekilerden en buyuk farki cok cok buyuk olmalari, burada 40tan fazla kulvar vardi. Bir de cok fazla cesit ve agirlikta top bulunuyor. En son olarak da ayakkabilar icin de ayrica kira parasi odemek gerekiyor.

Ilk defa Mr.D'yi yendim! Boyle bir sey olasi degil, Mr. D super oynar. Ama biraz paslanmisti herhalde, benim de sansli bir gunume denk gelince Mr.D'yi iki elde de yendim. oley oley!

Bugun de son dakikada verilen bir kararla Thai restoraninda yedik. Her zamanki super makarnalarimizdan sonra daha once hic yemedigim bir tatli aldim bu sefer. Aslinda yesil cayli dondurmayi ve kizarmis muzu cok seviyorum, demek onlardan hic sira gelmemis. Ama asagida resmi gorulen sticky rice dedikleri yaninda mango ile servis edilen sicak pirinc tatlisi cok lezzetliydi, favorilerim arasinda yerini aldi.

Source: bangkok.com

Saturday, February 09, 2008

Kyoto mon amour

Bu aralar hep disarida yedigimiz yemeklerden bahsediyorum. Vakit azligindan ve henuz havalar acik hava aktivitesi yapacak kadar guzellesmediginden bu ara eglence olsun diye daha once denemedigimiz lokantalara gidiyoruz.
Bu cuma bir Japon-cin lokantasi olan "Kyoto"yu denedik. Cville'in uzak dogu yemeklerini en iyi yapan restorani olarak methediliyordu. Genellikle buranin guzel lokantalari downtown denilen mutevazi sehir merkezinde. Kyoto sehrin baska bir ucunda biraz gozden uzak kalmis. Disaridan biraz avam bir yer gibi gorunuyordu, eger tavsiye edilmemis olsa onunden gecip giderdim.
Yalniz iceri adimimizi attigimiz andan itibaren muthis bir guleryuzlulukle karsilandik, zaten cok kalabalik olmayan restoranda bizi hemen oturttular ve siparisimizi aldilar.

Icecek olarak bi cesit soguk cay olan "bubble tea" siparis ettik. Bunun ozelligi icinde minik minik insanin agzina jelibon gibi gelen toplar olmasi, bunlara pearl (inci) deniyor ve bir cesit islenmis nisasta olan tapioca'dan yapiliyor. Hem tadi guzel, hem de icerken cayin icinden toplari avlamaya calisarak cok egleniyorsunuz. Mr. D burada bana cayiyla poz verirken bir yandan da lezzetli corbasini elinden birakmamis:)

Yemeklerimiz de cok lezzetliydi. Ben lokantanin en unlu yemeklerinden biri olan crispy beef ismarladim. Incecik antrikot parcalari zar gibi bir kizartma hamuruna bulanmis, kizartildiktan sonra tatli bir sos ve susamla servis ediliyor. Et neredeyse agziniza gelmiyor bile o kadar ince ve guzel pismis.

Mr.D teriyaki soslu tavuk istedi. Onun da guzelligi "bento box" icinde gelmesi. Bento Japon mutfagindan gelme, bir ogunun tum yemeklerinin bir arada bulundugu servis sekli. Zaten resimde de goruluyor, her minik gozde ayri bir sey var: pirinc, tavuk, sebzeli dumpling (ici doldurulmus ve kizartilmis hamur), sol onde hamura bulanip kizartilmis turlu sebzeler ve salata gibi gorunen de bir cesit yosun. Mr. D bu yemegi pek bir keyifle yedi, hatta yosunlarini bile bitirdi!:)
Garsonun bize "e beni de yiyin bari" diyen bakislarina aldirmadan bir de yemegimizin uzerine yesil cayli dondurma yedik.Yesil cayin tadi, kokusu hic eksilmeden yapilan bu dondurma muhtesem oluyor, favorilerim arasina girdi bile.
Yemekler, servis hersey harikaydi.Kyoto'ya 10 uzerinden 10 veriyorum.