Showing posts with label chicago. Show all posts
Showing posts with label chicago. Show all posts

Monday, April 20, 2009

Chicago (3)

Chicago ile ilgili anlatacagim son sey: American Girl magazasi. Oncelikle bu magaza Chicago'ya ozgu degil, Boston, New York, LA gibi birkac buyuk sehirde daha subeleri var.
American Girl'un ozelligi oyuncak bebekler uretmeleri. Yaklasik 45 cm boyundaki bu bebeklerin her birinin kendine ait bir ismi, karakteri ve oykusu var. Bu oykuler bebeklere eslik eden kitap ve video setlerinde anlatiliyor. Her bir karakter Amerika'nin onemli bir doneminde yasamis 9-10 yasinda bir kiz cocugu. Yasadigi donemi o zamanki cocuklarin gozunden simdiki cocuklara anlatiyor.

Bu bebekleri uretme fikri piyasada 9-10 yaslarindaki kiz cocuklarina hitap eden bir bebek serisi olmamasindan cikmis.

Su anda piyasada 10 tane tarihi bebek var (ve tabi bunlarin en yakin kiz arkadasi karakterler). Yasadiklari donem sayesinde cocuklarin kolelik, kizilderili sorunu, irk ayrimciligi gibi zor konulari anlamasina yardimci oluyorlar.Bebekler inanilmaz derecede meshur olmus. 2001 senesinden itibaren her sene ayrica yeni bir modern karakter cikarmaya baslamislar.

Magazalar da bu unu paraya cevirmek icin yapilmis. Tum karakterlerin butun arkadaslarini, aksesuarlarini, mobilya ve esyalarini, video ve kitaplarini satmanin yani sira bu dukkanlar birer eglence merkezi olarak dusunulmus. Iclerinde restoran, fotograf studyosu, bebeklerin saclarinin yapildigi bir kuafor var, dogumgunu partileri veriliyor.

Bebekler 9-10 yaslarinda olmasina ragmen onlara ragbet gosteren kiz cocuklari daha cok 3-6 yas arasinda. (Ne de olsa 7 yasindakiler coktan Hannah Montana ve Jonas Brothers'a gecis yapmis oluyor!:)) Goguslerine bastirdiklari neredeyse kendi boylarindaki yeni bebekleriyle dukkanin icinde sevincten ucarak dolasan kucuk prensesleri gormek icin bile aslinda bu magazalara gitmeye deger.

Su ana kadar 14 milyon tane bebek 123 milyon tane kitap satildigini okudum. Bebeklerin bir tanesinin fiyatinin $95, aksesuar ve kitabiyla birlikte $110 dolar oldugunu dusunecek olursaniz, coook cook basarili bir ticari yatirim oldugunu tahmin edebilirsiniz.
Yolunuz duserse American Girl dukkanlarina gormeden gecmeyin, ama sakin paranizi da kaptirmayin!
Boylece Chicago notlarinin da sonuna gelmis oldum. Bundan sonra Elm City notlarina geri donebilirim.

Chicago (2)

Bu kadar usengeclik olur, Chicago yazilarini tamamlayamadim 2 haftadir.
Chicago'ya ilk gelisimizde gormeye zaman bulamadigimiz bir baska mekan da The Art Institute of Chicago idi. Gercekten cok buyuk bir muze. Ozellikle empresyonist (izlenimci) doneme ait coook genis bir kolleksiyonlari var. Izlenimcilik benim de en resimde en sevdigim akim oldugu icin burayi gezmekten cok keyif aldim.
Gitmek isteyenlere iki kucuk tavsiye: Persembe gunleri 5ten 8e kadar muzeye girisler bedava. Ayrica her gun muzenin kapanmasina 1 saat kala da biletler yari fiyatina.

Muzenin guzelliklerinden bir kismini sizinle de paylasayim.

Van Gogh'un odasi. Van Gogh'um birbirine benzer uc kopya olarak boyadigi bu resimlerin diger ikisi Amsterdam'daki Van Gogh muzesi ve Paris'te Musee d'Orsay'da.



Van Gogh 1886-1889 arasinda 30dan fazla otoportre cizmis. Bunlardan biri de Chicago'da.


Monet: Monet Ingiltere'de bulundugu surede Ingiliz Parlamentosunun bir seri tablosunu yapiyor. Bu da onlardan biri:


Yine Monet, yine Londra:


Monet'nin en unlu kompozisyon konularindan biri Givenchy'deki evinin bahcesi


Ve su zambaklari:


Seurat'nin en onemli eseri "La Grand Jatte adasinda Pazar aksamustu". Bu tablo minik minik noktalardan olusuyor. Yaklasik uc metre enindeki bu tablonun tamamlanmasi tam 2 sene surmus:


Gaugin ve Tahitili kadinlari:


Insanlari ve onlarin arasinda gecen samimi sahneleri tuvale aktarmasiyla unlu Renoir'in "Terasta" tablosu:


Yine Renoir'dan "Restaurant Fournaise'de Ogle Yemegi":


Tabi muzenin elinde sadece Izlenimci tablolar yok. Yine cok unlu bir Amerikan kolleksiyonu da var. Buradan da sizin "American Gothic" isimli bu tabloyu sectim. Grant Wood'un bir ciftci ve yaninda genc bir kadini gosteren bu tablosu 20.yy Amerikan sanatinin en taninmis, en cok taklidi ve komedisi yapilmis eserlerinden bir tanesi.

Wood bu resimde ciftciligi, orta Amerika'nin zor hayat tarzini resmettigini soyluyor. Ama resmin esinlendigi Iowalilar asik suratli, cahil, incil duskunu gibi resmedildiklerini dusundukleri icin ressama cok kizmislar.
Bu resmi secmemin bir nedeni bu kadar unlu olusunun yani sira bu figurlere Chicago ziyaretimiz sirasinda bir kez daha rastlamis olusumuz. Tablonun, Michigan caddesi uzerinde dev boyutlarda bir tasvirini goruyorsunuz:


Chicago'ya gidenlere sanat enstitutusunu mutlaka tavsiye ederim. Simdilik bu kadar!

Not: Resimlerin hepsi The Art Institute of Chicago sayfasindan!

Tuesday, April 07, 2009

Yine yeni yeniden Chicago (1)

Gectigimiz haftasonu bir konferans vesilesiyle yine Chicago'daydik. Iki sene onceki ziyaretimizde Chicago'yu uzun uzun anlattigim icin bu sefer fazla uzatmiyor, Chicago'nun tarihcesini, cografi konumunu ogrenmek isteyenleri o yaziya yonlendiriyorum.






Biraz bu seferki izlenimlerimizden bahsedeyim. Gecen seferki ziyaretimiz yaz sonuna denk gelmisti ve sansimiza acik, sicak, cok guzel bir sonbahar havasi vardi. Sanirim ayni beklentiyle gittigimizden olacak biz bu kez Chicago'da cok usuduk. Nisan ayinin basi olmasina ragmen hava sicakligi zar zor 5 derecenin uzerine cikti, cogu kez sapka, atki, eldivenlerimizi eksik etmedik.








Hava bu kadar serinken yapilmasi cok akillica bir sey degildi belki ama gecen sefer yapmadigimiz icin Chicago nehri ve Michigan golu turunu yapalim dedik. Bu turu bizim gibi kis gununde gidenlere onermiyorum. Yahut da siki siki giyinin, hatta bacaklariniza ortmek icin polar bir battaniye getirmeyi ihmal etmeyin. Ozellikle tekne gole ciktigi zaman golun uzerindeki ruzgardan cok etkileniyorsunuz. Biz ancak teknenin barindan Baileys'li birer sicak kahve icerek kendimize gelebildik. Icimiz biraz isininca ve tekne de bu arada nispeten az ruzgarli nehre girince bir miktar keyfimiz yerine geldi.













Turda cektigimiz resimleri biraz rastgele ekledim. Aslinda her binanin ne oldugunu anlatmak isterdim ama nedense aklimda pek bir sey kalmamis. Su anda herbirini tek tek arayacak vaktim de yok. O yuzden sizleri Chicago nehir ve gol turu sirasinda cekilmis Chicago manzaralari ile basbasa birakiyorum. Chicago cok etkileyici bir gokdelen sehri, ustelik hala yeni binalar yapmaya da devam ediyorlar. Enjoy!





Chicago gezisinin devami bir dahaki yaziya...

Tuesday, September 04, 2007

Chicago

"Ruzgarli sehir" diye bilinen Chicago'dan selamlar... Chicago, Amerika'nin orta batisindaki en buyuk sehir. 3 milyona yakin nufusuyla da New York ve Los Angeles'tan sonra Amerika'nin en buyuk sehri. Dunyanin yuzolcumu acisindan en buyuk 5. golu olan Michigan Golu kiyisinda kurulmus.

Biz Chicago'ya konferans icin gittik. Suratimdaki komik ifadeye aldirmayin, konferanstan verdikleri, butun seyahat boyunca da yanimdan ayirmadigim, pek bir pratik bez cantami gosteriyorum.:) Chicago'nun topu topu 200 senelik bir gecmisi var. 19. yy ortalarinda onemli bir ticaret merkezi olmus. 1871 yilinda buyuk bir yangin cikmis, sehrin buyuk bir bolumu yanmis. Boylece cok buyuk bir yeniden yapilanma hareketi baslamis, devrin en onemli mimarlarini davet etmisler, ilk gokdelenler yapilmis. Bugun Chicago'nun buyuleyici guzellikte bir goruntusu var. New York'a benzemekle beraber, o kadar gurultulu, yorucu, buyuk bir sehir degil.

Chicago'nun en turistik yerlerinden biri Millenium Park. 2000 yilina girerken acilmasi planlanan park ancak 2004 yilinda bitirilebilmis. Turistler kadar Chicagolularin da gozdesi bir mekan. Bu resimdeki parkin en unlu attraksiyonu. Gercek adi Cloud Gate (Bulut Kapisi) oldugu halde, seklinden oturu Chicagolularin The Bean (fasulye) diye adlandirdiklari 110 ton agirligindaki heykel.
Chidago'nun fasulyeden yansiyan siluetinin guzelligine dikkat.

Bizim gibi turistler fasulyenin etrafinda boyle ilginc resimler cekerek egleniyor.

Hemen Millenium Park'tan doguya dogru biraz yuruyunce Chicago marinasina ulasiliyor. Zaten burayi gorunce Chicago tam yasanilacak bir yer diye dusunmekten kendimi alamadim. Minik bir teknemiz olsa, babami da yazlari basina kaptan cagiririz....:)

Bu cesmeyi belki hatirlayanlar olacaktir. Buckingham Fountain, Married With Children (Evli ve Cocuklu) dizisinin jeneriginde gorunen cesme. Bunu daha sonra wikipedia'da okudum: Bu dizi Almanya'da cok unlu oldugu icin Alman turistler bu cesmeye dizinin karakterinin adiyla Bundy Cesmesi diyorlarmis. Versailles sarayindaki ornek alinarak yapildigi aslindan tam 3 kat buyuk. (Olmasa sasirirdim zaten!) Saatte bir kez cesme 150 feet yukseklige su fiskirtiyor, o zaman cok uzaktan bile gorunuyor. Baska bir keyifli mekan da Navy Pier. Burasi golun uzerine kurulmus bir eglence merkezi, Donmedolap, atlikarinca, ve daha cok cocuklara hitap eden eglenceler var. Biz bir pazar gunu gittigimizden cok kalabalikti, ama ona ragmen cok eglenceliydi.Donmedolabin en yuksek noktasindan enfes bir Chicago manzarasi goruluyor.
Tatli tatli ruzgar eserken Pier'in bir ucunda oturup gecen tekneleri seyretmek, martilara yem atmak, tembel tembel guneslenip hava almak cok keyifli. Hele deniz sehrinde buyuyup, simdi denizden uzak kalan Mr. D ve bana cok iyi geldi.
Golun karsi kiyisindan, Indiana'dan Chicago'nun gokdelenleri goruluyormus, bu taraftan o kadar gozukmuyor, sanki acik deniz gibi. O yuzden sanki Izmir'deymisiz gibi geldi bize cok.
Biz orada otururken insanlar teknelerinin uzerinde guneslenerek yanimizdan gectiler. Hani Bogazda tekneler yalilari neredeyse yalayacak kadar yakindan gider ya kiyiya, oyle.. Ama orada teknedekiler yalilari gormeye calisirlar, burada sanki daha cok, "bakin bizim teknemiz var" diye hava atar gibiydiler.:)
New York'un besinci caddesi gibi, buranin en unlu alisveris mekani da "Magnificient Mile" diye bilinen Michigan Avenue. Bizim otelimiz bu caddenin en kuzey ucunda, iki blok icerideydi. Her sabah ve aksam konferans oteline giderken ve donerken bu caddeyi arsinladik.
Otelin ne yazik ki oraya gidince ogrendigimiz bir baska guzel yani da plajdan sadece 5 dakika uzaklikta olmasiymis. Mayolarimizi goturmedigimize pisman olduk.
Buradaki plajlar icin kum disaridan tasiniyormus. Ama ozellikle golun kuzey kiyisinda cok guzel, dogal plajlar varmis. Hatta bunlara "singing beaches" (sarki soyleyen plajlar) deniyormus, cunku icindeki yuksek quartz miktari yuzunden kum uzerinde yurununce cok gicirdiyormus.

Chicaglular gole deniz muamelesi yapmislar, plajlar, jet skiler, tekneler. Ama Michigan Golu'nun yuzolcumuyle Marmara Denizi'nin 5 kati, en genis oldugu yerde, Turkiye ile Yunanistan arasindaki mesafeden daha genis oldugunu dusunecek olursak haksiz degiller.
Elimizdeki gezi rehberinde bu plajin Florida plajlarina tas cikarttigini soyluyordu. Gercekten mayom olsa, ben de atlayiverecektim suya.
Biraz da gece gezmelerimizden bahsedelim. Cigdemcigim'in de konferansa gelmesinden firsat bilip neredeyse bir seneden fazladir ilk kez Chicago'da bulustuk, hasret giderdik.
Minnesota grubu'nun tecrubelerinden faydalandik, bizi Chicago'nun unlu deep dish pizzasindan yemege goturduler.
Italyan pizzasindan cok farkli, derin bir kapta pisiyor, uzeri de ona gore dolu, hamuru kalin. Dogrusu ben cok sevmedim, cok yagli, cok agir geldi. Yalniz ertesi gun ogle yemeginde soguk yiyince daha bir tart gibi, daha bir guzel olmustu.
Chicago'yu kusbakisi gormek isteyenlerin iki secenegi var. Bir zamanlar dunyanin en yuksek binasi olan Sears kuleleri bir de Magnificient Mile uzerindeki Hancock Binasi. Bunlarin ikisinin de bilet alinarak cikilan birer gozlem kati var. Elimizdeki gezi rehberine ve tecrubeli arkadaslarimizin tavsiyesine uyarak, bunlara degil, Hancock binasinin 96. katindaki Signature Lounge'a ciktik. Ayni fiyata sadece manzara gormekle kalmiyor, bir de kokteyl icebiliyorsunuz.
Anlasilan sadece iyi bir gezi rehberi ve Chicago'yu bilen tecrubeli arkadaslari olan biz degilmisiz. Signature Lounge'a 20 dakikalik bir asansor sirasi ondan sonra da yarim saate yakin masa sirasi bekledikten sonra girebildik.
Ama su manzaraya bakarsaniz, tamamen degdi!
Bu resimler bizim degil bu arada, biz makineyi almamisiz ne yazik ki.
Son olarak Chicago'da Blue Man Group diye bir gosteri seyrettik. Ben Amerika'ya gelmeden once hic adlarini duymamistim, ama burada 10 seneden fazladir cok unlulermis. Uc tane adam, yuzleri ve elleri masmavi boyali, sahnede turlu ilginclikler yapiyorlar. Komedi, konser, performans, dijital efektler karisik bir sey, kendine mahsus bir gosteri, anlatmak kolay degil. Ama ozellikle sonunda oyle bir parti atmostferi yaratiyorlar ki, inanilmaz keyifli. DAha sonra youtube'dan bir videosunu koymaya calisacagim.

Chicago cok guzel, insanlar da New York'taki kadar kendini begenmis, burnu buyuk gelmedi. Keyifli, modern, plaji olan bir sehir olarak hatirimda kaldi. Acaba kisi ne kadar soguktur???