Showing posts with label rhode island. Show all posts
Showing posts with label rhode island. Show all posts

Sunday, September 18, 2011

WaterFire, Providence

Evlilik yildonumlerimizde degisik bir yerlere gitmeye calisyoruz. 2008te Newport’a gitmistik. O geziyi burada yazmistim. 2009’da da Mystic’e. Onu da burada, burada ve burada yazmistim. Gecen sene gunu birlik plaja gitmistik, ben arabayi carpmistim falan, pek hos olmamisti. Bu sene 30 Temmuz’da ablamlari yolcu ettigimiz icin bir sey yapamadik. Iki gun iki gece uyuduk, ha ha haaa. :)
Saka bir yana, gec de olsa bir yerlere gidip evlilik yildonumumuzu kutlayalim dedik ve Agustos’ta bir hafta sonu kendimizi Providence’a attik.

Providence Rhode Island eyaletinin baskenti. Dogrusunu isterseniz bir Cumartesi gunu, gunduz sehirde yapacak hicbir sey bulamadik. Sansimiza bir Bolivya festivali vardi, ona denk geldik:



Burada Bolivya’ya ozgu yemekler de satiliyordu. Koskocaman taneli, neredeyse gri renkli haslanmis misirlar, derin kaseler icinde parca etli corbalar, cop sise gecirilmis etler gorduk. Bunlari yemeye cesaret edemedik. Onun yerine gozumuze daha tanidik gelen borege benzer saltenalar ve tatli misir ekmekleri aldik. Pek bir lezzetliydi.
Yemekten sonra biraz Providence’in tarihi bolgesini gezdik:









Dogrusunu isterseniz, Providence bizi hic etkilemedi. Her yer bombos, sanki terk edilmis gibiydi. Insan izine rastladigimiz, eglenceli tek yer Brown Universitesinin oldugu Thayer sokagiydi. Burasi restoranlar, dukkanlarla dolu, nispeten canli, keyifli bir yer. Biraz da burada takilip, aksam yemeginden once biraz dinlenmek, ustumuzu degistirmek uzere otele donduk. Otel odamizin manzarasi guzeldi. Bir kac Providence goruntusu:


Arkada sehir icinden gecen nehirleri goruyorsunuz. Zaten Providence’a gelmemizin sebebi de bu nehirler. Yaz suresince belli aksamlar bu nehrin uzerinde, WaterFire adinda ates ve muzik gosterisi oluyor.

Aksam yemegimizi yiyip WaterFire’i gormek uzere nehir kenarina yollandik . Nehrin ortasina mesaleler koymuslar, havanin kararmasiyla birlikte gondolla gelip bunlari yakiyorlar.



Sonra butun gece, muzik esliginde nehir uzerinde mesalaler yanarken cok guzel, romantik bir ortam oluyor.




Nehir uzerinde muzik, ates devam ederken, nehir kenarinda da bir suru aktivite var. Yiyecek icecek tezgahlari, performans sanatcilari, konserler, el isi tezgahlari, firmalarin esantiyon dagitimlari falan derken, gunduz in cin top oynayan sehir insan doluyor. Eglence, dans gec saatlere kadar devam ediyor.




Providence’i normal halinde biz pek cazip bulmadik. WaterFire ise basli basina romantik ve keyifli bir eglence. Yaz boyunca sadece belli gunlerde oluyor, o yuzden tarihlerine onceden bakmadan, Providence’a gitmeyin!
Herkese guzel tatiller, bol bol gezmeler! Bizim de evlilik yildonumumuz bir kez daha kutlu olsun kocacim! Daha nice senelere...

Thursday, August 07, 2008

Kayaliklardaki ev

Rhode Island fotograflari icinde belki kayaliklar uzerindeki bir ev dikkatinizi cekmistir. Zaten uzun olan yaziyi daha fazla uzatmamak icin bu evin rehberimizin bize aktardigi hikayesini anlatmamistim. Bugun NY Times'da bu evle ilgili bir makale gorunce, hem resimleri hem de evin bu makalede anlatilan hikayesini buraya almadan edemedim.
Yazinin asli burada . Fotograflarin hepsi de yine NY Times'a ait.

Tam 103 senelik, Clingstone adindaki bu ev Narragansett Korfezi'nde bir kayaligin uzerine insa edilmis, Newport'a karsidan bakiyor.
Evi yaptiran ilk sahipleri Philadelphia'nin zenginlerinden Wharton ailesiymis. Burada 1938'deki buyuk firtinaya kadar kalmislar. Rehberimizin bize soyledigine gore, aile firtinayi bu evde, kazasiz atlatmis ama cok korkmuslar ve bir daha da eve geri donmemisler. NY Times makalesine gore, zaten evin sahipleri kisa bir sure icinde de vefat etmis ve ev 20 sene bombos kalmis.

1961 senesinde evin simdiki sahibi, evi sadece geriye donuk vergilerini odeyerek 3600 dolara almis ve tamir etmeye baslamis. Tabi zamaninda usaklari, hizmetcileri, hatta kendine ait yat limani olan bu ada-evi eski haline getirmek orta gelirli bu aile icin kolay olmamis. Evin yeni sahibi bu arada iki tane es eskitmis.

Artik evi tamir etmek icin yilda bir kere bir haftasonu gonulluleri eve cagiriyorlarmis. Bu arada evdeki butun penceler, pervazlar, borular elden geciriliyor, kapilar boyaniyor, bunun gibi bir cok kucuk is 70e varan gonullu tarafindan yapiliyormus. Gonullulerin arasinda burada tanisip sonradan evlenenler cokmus. Yalniz evin sahibi, burada evlenen ciftlerin evliliklerinin cok uzun omurlu olmadigini soyluyor. Burada gerceklesen 3 evlilik de bosanma ile sonuclanmis!:)

Newport'a gidip de bu evi gormeyen yoktur herhalde. Zaten sahibi de eviyle cok gurur duyuyor. Bir keresinde Boston ucaginda pilotu ikna edip, rotayi Clingstone uzerine cevirmesini bile saglamis!:)

Thursday, July 31, 2008

Newport, Rhode Island

Carsamba gunu bizim ikinci evlilik yildonumumuzdu. (41 kere masallah, nazar degmez insallah!) Guzel ve ozel bir kutlama olsun, biraz da bize tatil olsun diyerek Rhode Island eyaletinin Newport sehrine dogru yola ciktik. Hem bize fazla uzak degil, yol problem olmaz, hem de sayfiye yeri, gunesten ve deniz havasindan faydalaniriz diye dusunerek Newport'u sectik.
Newport aslinda Amerika'nin eski sehirlerinden biri olmakla beraber asil ununu 19.yy'in sonlarinda 20. yy'in baslarinda, Amerika'nin bir cok varlikli ailesinin gelip burada yazlik konutlar (malikaneler, yalilar, satolar!!!) yaptirmasiyla yakalamis.
Newport'ta ilk duragimiz simdi hediye esya dukkanlari, luks butikler, pahali cikotalacilar, sik lokantalarla dolu liman.










Butun New England'da oldugu gibi Newport'ta da denuz urunleri cok populer. Canli canli baliklar, karidesler kocaman havuzlarda alici bekliyor. Butun restoranlarda karides ve cesit cesit midyelerden istediginizi secebileceginiz bir cig deniz urunu listesi var.


Biz de haliyle gunde uc ogun deniz urunuyle beslendik. Balik fiyatlari cok ucuz degil ama zaten genel olarak Newport simdiye kadar gezdigim yerler icinde en pahalilarindan biriydi.

Bu kocaman karidesler inanilmaz lezzetli. Onlari bile tane tane satiyorlar valla serefsizler!
Aksamustu otelimize donup kapali havuzdan faydalandik. Otelimiz simdiye kadar kaldiklarimizin icinde en guzellerden biriydi:


Priceline adindaki bir internet sitesi var, otel rezervasyonlarimizi bir suredir oradan yapiyoruz. Kalmak istediginiz bolgeyi secip bir fiyat teklifi yapiyorsunuz, hangi otel o fiyati kabul ederse orada rezervasyonunuz yapiliyor. Bu sekilde bu otelde normal fiyatin ucte birine kalabildik.
Aksama suslenip guzel, keyifli bir yemek yedik. Ne yazik ki bu muhtesem aksamdan sadece bu teatral resim var elimde:

Ertesi gun limandan kalkan bir tekne turu yaptik. Denizden gorunce Newport'un guzelligi ve albenisinin sebebi daha bir anlasiliyor. Newport'un uzerine kuruldugu ada bir yanda ucsuz bucaksiz okyanusa bir tarafta Narraganset korfezine bakiyor.


Rehberimiz pek bir bilgili cikti. Sadece korfezdeki butun tekneleri tanitmakla kalmadi, malikane sahipleriyle ilgili de ilginc hikayeler anlatti.

Newport gercekten tam bir yatcilik merkezi. Koyda muhtesemler tekneler var ve bunlarin cogu da yaris teknesiymis. Atlantik okyanusunu en kisa zamanda gecerek, dunyanin en hizli teknesi unvanini elinde bulunduran yati, 4 yelkenli kocaman tekneleri, incecik tek direkli zarif yaris teknelerini, eski ama guzelliginden hicbir sey kaybetmemis yuzyil ortasi yapimi tekneleri, bir suru bir suru tekneyi gorduk. Benim aklimda kalan muthis guzel gorundukleri.



Teknelerden sonra sira malikanelere geldi. Burada da aklimda kalan Amerika'da ne kadar unlu, varlikli aile varsa (Vanderbilt, Morgan, Mellon, vs) hepsinin burada evleri varmis, yazlari burada gecirirlermis.



Bun evlerden birinin ozel anlami var. Bu resimde arkada gorunen Jacqueline Bouvier'in yani herkesin tanidigi adiyla Jackie Kennedy'nin ailesinin evi, Hammersmith Farm.

Jackie ve JFK Rhode Island'da 700 kisinin katildigi bir kilise toreniyle evlenmisler, 900 kisinin katildigi dugun daveti de bu evde gerceklesmis. Daha sonra, o zamanlar genc bir senator olan JFK baskan olunca, yazlari yine dinlenmek uzere buraya gelmisler.
Rehberimizin anlattigi bir hikaye cok ilgincti. Ozellikle Newport'un en gozde oldugu zamanlarda burada verilen partiler cok sansasyonelmis. Mesela 120 kisilik yemekli bir davette butun konuklara hediye olarak Tiffany marka minik birer gumus kurek verilmis. Gece ilerleyip ickiler icilip konuklar acildikca masalarin uzerinde cicek duzenlemeleri yerine kum dolu kovalar oldugu anlasilmis. Herkes ellerindeki kureklerle kovalara dalmis: Iclerinde yakutlar, lal taslari, pirlantalar, kim ne bulursa onun olmus. Tabi komsun boyle bir parti verince altta kalmak olmaz. Sen kendi partinde ne yapacaksin dusun dur! Sosyete olmak da pek zormus canim!:)

Tekneden pek sasirmis ama pek mesut, baska guzel manzaralar ve evler gormek uzere ayrildik.
Son duragimiz Cliff Walk denen, sehrin okyanus tarafina bakan tepelerde kurulmus evlerin onunden giden, ince, uzun, manzarali bir yuruyus yoluydu.





Burada da deniz havasi alip, evlerin guzelligini ve zenginligini cekistirip, bacaklarimizda derman kalmayana kadar yuruyunce arabamiza atladik ve eve donduk.


Newport gercekten cok pahali ama keyifli ve guzel bir tatil beldesi. Benim icin en guzel yani F.Scott Fitzgerald'in cok sevdigim romani The Great Gatsby'nin gectigi zamani ve ortami cok iyi anlamama yardimci olmasi oldu. (Evet tamam bu roman New York'ta geciyor ama bir cok yonden benziyor, hatta film versiyonunun bazi sahneleri Newport'ta cekilmis!) Kesiflerimiz devam edecek, nice evlilik yildonumlerinde insallah!